“MANCHESTER” MAVİ MİDİR?


Çoğunuzun hakim olduğu bu hikayeyi bir de benden okuyun istedim. Sizlere Manchester City'i anlatmaya çalıştım. Geçtiğimiz sezon yapılan üçlemenin ardından yaz aylarında İlkay Gündoğan ve Riyad Mahrez’i kaybeden Pep Guardiola’nın ekibi, sezon ilk maçında sakatlık yaşayan, orta sahanın kilit adamı Kevin de Bruyne’yi de kaybedince, kendi fetret devrini yaşadı. Bu süreçte, De Bruyne’siz 32 maç oynayan gök mavililer toplam 17 puan kaybettiler. Şuan ise puan tablosunda bir maç eksikle Liverpool’un 4 puan gerisinde, üçüncü sırada yer alıyorlar. Buna rağmen Manchester City’e verilen şampiyonluk oranı ise %65. Sizce bu yıl da başarabilecekler mi? Yoksa Pep’in dediği gib, hiiç bir takım daha önce ligi üst üste 4. kez kazanamadı, City’nin de kazanması imkansız mı? Takımın tarihine bakalım önce. 





MANCHESTER'İN MAVİ YAKASI


1880 yılında St. Mark's ismiyle kurulan kulüp, 1887'de Ardwick Association Football Club ve 1894 yılında da Manchester City ismini almıştır. İlk şampiyonluğunu 1890’da, ikinci lig şampiyonu olarak kazanmıştır. 1904’de ilk Federasyon Kupasını kazanan kulüp, o xsezon ligi de ikinci bitirmişlerdi. 1937’de tarihinin ilk şampiyonluğunu kazanan City, arada bir küme düşüyor sonra tekrar çıkıyordu. 1968’de birinci lig şampiyonluğunu kazandılar, 1970’de Kupa Galipleri Kupasını kazanmışlardı. 


80’lerden 2000’lere kadar asansör takım hüviyetine bürünen City’nin bugünlerdeki hali inanılmaz değil mi? 2000-2001 yılında son kez küme düşen Manchester City, 2008 yılına gelindiğinde mali açıdan da tehlikeli bir konumdaydı. 2000’lerden önce Lig 3’e kadar düşmüş, bir dönemin asansör takımı konumunda bulunuyordu. Kulübü bir önceki yıl satın alan iş adamı Thaksin Shinawatra, politik sıkıntılar sebebiyle mal varlıkları dondurulduğu için tekrar satışa çıkarmak zorunda kaldı.  Ağustos 2008'de City, Birleşik Arap Emirlikleri’nde Abu Dabi iktidar ailesinin üyesi olan Şeyh Mansur’un şirketi olan Abu Dhabi United Group tarafından 210 milyon avroya satın  alındı. 


Şeyh ve Mansur ve ekibini, 2013 yılında City Football adı altında şirket kurdular. Bu şirket bünyesinde; Güney ve Kuzey Amerika kıtasından 3 takım; Avrupa kıtasından İspanya, İtalya, Belçika, Fransa ve son olarak Türkiye olmak üzere toplam 5 takım; Asya kıtasından Çin, Japonya ve Hindistan olmak üzere toplam 3 takım; son olarak Avustralya kıtasından bir takım ekleyerek, Manchester City dışında 12 takımın sahipliğini üstlendiler. Kurdukları bu sistemi dahada büyütmeyi amaçlayan Şeyh Mansur ve ekibi, her ülkeden bir takım katarak tüm dünyaya yayılmayı amaçlıyor. 


Şeyh Mansur, Manchester City’nin başkanlık koltuğuna arkadaşı Haldur Mübarek’i oturttu. 2008’den bu yana transfere 2 milyar avro civarı harcayan City'nin başarılı olması sürpriz olmadı zaten. Ancak başarıyı yalnızca paraya bağlamayalım. Paranın hangi oyunculara ve hangi teknik direktörlere harcandığı da önemli bir konu. Manchester City bu dönemde 4 teknik direktör dönemi geçirdi. 2016’da mavililerin başına geçen Pep Guardiola, kulübe altın çağını yaşattı. İlk teknik direktör Mark Hughes, acemilik dönemi oldu. Bu dönemde Hughes, kulübün başında bir buçuk sezon kalmış; ilk senesinde 157 milyon euro harcamıştı. Satın almanın ardından kulübün yüksek profilli oyuncular için teklif yapacağı söylentileri dolaştı ve kulüp, Brezilya'nın uluslararası oyuncusu Robinho'yu Real Madrid'den 32,5 milyon sterlin ödeyerek satın aldı ve İngiltere transfer rekorunu kırdı. Bu transfere rağmen Hughes ligi 10. sırada bitirmişti. Yine de teknik direktörüne güvenen City yönetimi Hughes’e bir altı ay daha kredi verdi. Yaz transfer döneminde kadrosuna, arasında Casrlos Teves, Adabayor gibi isimlerinde bulunduğu 140 milyon avroluk transfer güncellemesi getirdiler. Ancak Hughes’in yıldız isimnleri yönetecek tecrübesi olmadığından Ocak ayında yollar ayrılmış, yerine İtalyan teknik direktör Roberto Mancini getirilmişti. Mancini dönemminde City, ilk sezon ligi beşinci bitirdi. Devamında ise geçirdiği ilk transfer sezonunda 2011-12 için transfere 180 milyon avro harcadı. Yaya Toure, Silva, Boateng, Milner,Balotelli gibi isimlerle kadrosunu güçlendiren Mancini önderliğinde City, o sezon ligi 3. bitirdi ve Şampiyonlar Ligi biletini kaptı. Aynı zamanda FA Cup’ ı müzesine götüren mavililer, 35 sezon sonra büyük kupayı müzelerine götrüdüler. Bir  sonraki sezon hepimizin hatırlayacağı gibi Aguero’nun son dakika golü ile şehrin diğer takımı United’ın averaj farkı ile önünde bitirerek şampiyon tamamladılar. Bir sonraki sezon ligde Şampiyonlar Ligi’nde istenilen sonuçlar gelmeyince, Mancini’nin görevine son verildi. Mancini’den sonra Pellegrini takımın başına getirildi. Fernandinho, Negredo gibi isimlerin transfer edildiği 2013-2014 sezonunu Liverpool’un iki puan önünde kapatıp şampiyon oldular. Şampiyonlar Ligi’nde de son 16’ya kadar gitmeyi başardılar. Ancak Pellegrini bir süre sonra istediği sonucu elde edemedi. Bir sonraki sezon Ligi Chelsea’ye, 2015-16 sezonunu da o sezon peri masalı yazarak,top altıyı geride bırakıp şampiyon olan Leicester City’e kaptırınca yönetim sezon sonunda Pellegrini yerine Pep Guardiola’nın geleceğini açıkladı. Kulüp, 2015-16 sezonun yaz transfer sezonunda Kevin De Bruyne, Otamendi, Sterling gibi isimler ile toplam 200 milyon avro gibi bir para harcayarak kadrosunu güçlendirmişti. Sonrasını biliyorsunuz zaten, gerisi hikaye…


MANCHESTER CİTY’NİN ALTIN ÇAĞI





Pep Guardiola’nın önderliğinde Manchester City, tüm kulvarlarda 1000’den fazla gol atıp, 4 FA Cup, 5 Premier Lig, 2 İngiltere Kupası, 2 Community Shield kupası ve 1 kez de UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu kazandı. Guardiola’nın mavililerin başına geçtiği Temmuz 2016, dünya futbolunun miladı. Geldiği ilk sezon olan ligi 3. sırada bitirmişti City. 2017-18 sezonunda destanı başlattılar. Şehrin kırmızı tarafına atılan 19 puanlık fark, 18 maçlık galibiyet serisi, rakiplerine 35 maçta 100 golden fazla atan Pep’in City’si, o sezon Premier Lig’de ipi 100 puan ile göğüsleyen taraf olmuştu. Puan rekoru kırdıkları o sezon, sadece 153 dakika rakipleri karşısında yenik durumda kaldılar ve 35 maçta 32 galibiyet elde ettiler. Şampiyonlar Ligi’nde ise çeyrek finalde Liverpool tarafından ezilmişlerdi. 2018-19 sezonunu ise 98 puan ile, Jürgen Klopp’un Liverpool’unun bir puan önünde şampiyon olarak bitirmişlerdi. 


Futbol büyük bir rekabet oyunudur. Bizim nesil Messi-Ronaldo rekabeti ile büyüdü. Bir zamanlar Premier Lig’de Liverpool ve Chelsealileri karşı karşıya getiren Gerrard mı Lampard mı? diye çok soru almışsınızdır mesela. Yine geçmişe gittiğimizde Messili Barcelona’nın başında Guardiola-Ronaldolu Real Madrid’in başında Jose Mourinho ile büyük, sıkı rekabet yaşamışlardı. Günümüzde ise; bir tarafta Manchester City'nin başında Guardiola,  diğer tarafta Guardiola olmasa en az iki tane daha Premier Lig şampiyonluğu kazanması beklenen, Jürgen Klopp’un Liverpool’u… Tarihin en iyi teknik direktörleri, futbol tarihinin en popüler liginde karşı karşıya gelince, her maç bu ikili milyonları ekrana kilitliyor. 


2019-20 sezonu ligi, o sezon durdurulamayan, sezonu 99 puan ile pandeminin gölgesinde şampiyon olan Liverpool’a kaptırmışlardı. Jurgen’in Liverpool’u tam 30 yıl sonra lig şampiyon olurken, en yakın rakibi Pep’in City’sine de 18 puan fark atmıştı. Manchester City yine de o sezonu boş geçmedi ki, finalinde Aston Villa’yı devirip Lig Kupası’nı kazanmışlardı. Bir sonraki seneye de çalkantılı başlasalar da, sezonun geri kalanında fabrika ayarlarına dönüyorlardı. Yine Lig kupasını, finalde Mourinho’nun Tottenham’ını yenerek kazandılar. Ligi 86 puanla kazanan City, Şampiyonlar Ligi’nde ilk kez finale yükselmişlerdi. Finalde Thomas Tuchel'in Chelsea’sine boyun eğen mavililer, o sene bu sene de değildi. 


2021-22 sezonunun hikayesi de yine destansı bir sonla bitmişti. Şampiyonluk yine son maça, son dakikaya kalmıştı. Pep’in City’si eski Liverpoollu Gerrard’ın Aston Villa’sı ile karşılaşıyordu. Matty Cash ve yine eski Liverpoollu Coutinho Nun golleri ile Aston Villa, son 20 dakikaya 2-0 önde girmişti. City’e şampiyonluğu getiren İlkay Gündoğan oldu. 69. dakikada oyuna dahil olan İlkay, 76 ve 81'de attığı gollerle takımını şampiyonluğa taşıdı. City'nin diğer golünü ise 78. dakikada Rodri kaydetti. Liverpool ise o sıralarda Wolves ile oynuyordu. Henuz 3. dakikada 1-0 geriye düşen kırmızılılar, City’nin skorundan habersiz 74’te Salah ile öne geçti. Robertson’ın 89’da skoru 3-1 yapan golü de Liverpool’u zafere taşımaya yetmedi. 38 maçta 93 puan toplayan Manchester City, yine epik bir sonla şampiyonluğu göğüsleyen taraf olmuştu. Şampiyonlar Ligi’nde, lig şampiyonluğunun tam tersi epik bir sonla yarı finalde Real Madrid’e elenen taraf olmuştu. Pep, Şampiyonlar Ligi hasretini yine giderememişti.


Geçtiğimiz sezon nihayet mutlu sona ulaştı Pep Guardiola. Şampiyonlar Ligi’nde İstanbul’da oynanan finalde, ipi göğüsleyen taraf İnter’i deviren Pep’in City’si olmuştu. Nihayet rüyasını gerçekleştirdi Pep. Ligde de en büyük rakibi Liverpool’un oldukça sallantılı geçirdiği sezonda ipi göğüsleyen taraf yine gök mavililer oldu. Zaferlerine şehrin kırmızı tarafından alınan FA Cup’ta eklenince Pep Guardiola, tarihte iki farklı takımda treable yapan ilk teknik direktör oldu. 


MANCHESTER CİTY GERİ DÖNDÜ


Yazıya başlarken Manchester City’nin sezona sallantılı başladığını yazmıştım. Ancak Guardiola ve öğrencileri şu ana kadar geri dönmeyi başardılar. Tüm müsabakalarda arka arkaya 9; Premier Lig’de de arka arkaya 5 maç ile önemli bir galibiyet serisi yakaladılar. Kevin de Bruyne sakatlıktan döndü, hemde eski haline çok yakın bir performansla! Sakatlıktan döndükten sonra oynadığı 6 maçta 5 gol 1 asistlik performans gösterdi. 


Premier Lig Şampiyonluk Yarışı



Opta, Premier Lig’in zirvesinde yer alan ve şampiyonluğun en önemli 3 adayın şampiyonluk yarışlarını analiz ettiği bir rapor yayınladı. Opta, Manchester City’e üst üste 4. kez lig şampiyonluğunu kazanma oranını yüzde 65 olarak belirledi ve %25 ile Liverpool’un ve % 10 Arsenal'in önünde ezici bir üstünlük ile favori haline getiriyor.

Liverpool, Manchester City ve Arsenal; aynı zamanda Avrupa kupalarında da mücadelelerine devam ediyor. Bu anlamda Avrupa kupaları 3 takımında fikstüründe belirli sıkışıklar yaratıyor. Liverpool; UEFA Avrupa Lig’nde grubunu lider bitirdiği için, Play-Off oynamadan, doğrudan son 16 turuna yükseldi ve ligdeki rakiplerine karşı nispeten daha rahat konumda bulunuyor. 

Bunun yanı sıra, mart ayında iki derbi oynayacak olacak olan Manchester City, mart ayını kazasız belasız atlatmanın yolunu arayacak. Arsenal nisan ayında; Liverpool’da ise mayıs ayı, zorlu ve çetrefilli dönemeçlere sahip. Belki yarışın sonucunu belirleyecek sonuçlar bu önümüzdeki fikstürde belli olacak. 


Arsenal, geçtiğimiz sezondan beri şampiyonluk yarışının güçlü adaylarından. Finalini getiremediği geçtiğimiz sezon sonunda kupayı, City’e kaptırdı. Yaz transfer sezonunu oldukça hızlı geçiren Topçular, orta sahaya yapılan Declan Rice, Kai Havertz gibi isimleri kadrosuna kattı. Lig’e oldukça hızlı giriş yapan Arteta’nın öğrencileri, bu sezon özellikle derbilerde gösterdiği performansla dikkat çekiyor. Arsenal, ligin ilk yarısında evinde ağırladığı Manchester City’i mağlup etti, Liverpool ile deplasmanda berabere kaldı ve istediği sonuçları olmuş oldu. Premier Lig’de son 9 haftaya girilirken Arteta ve öğrencilerin, ligin ikinci yarısında da Liverpool’u sahasında adeta bozguna uğratarak bende bu yarıştayım demişt. Ancak şampiyonluk yarışındaki belki de en önemli maçı geçtiğimiz hafta sonu oynandı. Kıran kırana geçen şampiyonluk yarışının kritik eşiği milli ara öncesi 10 Mart’ta oynanan Liverpool-Manchester City mücedeli olmuş, sahadan çıkan sonuç Arsenali lider yapmıştı. Bu hafta oynanan Mnachester City-Arsaenal karşılaşmasından çıkan sonuç ise, birkaç saat önce sahasında Brighton’ı geriden gelerek mağlup eden ve puanının 67 yapan Liverpool’a yaradı. Maçtan sonra Jurgen Klopp’a bir İngiliz gazeteci: “City-Arsenal maçında hangi sonucu istersiniz?” şeklinde soru yöneltince tecrübeli çalıştırıcı; “İik tarafında kaybetmesini.” şeklinde esprili yanıtıyla belik de karşılaşmanın sonucu manifestlemişti. 


SON DANS

30 Ocak cuma günü Liverpool FC, resmi hesabından yaptığı duyuruda Jürgen Klopp'un sezon sonu görevinden ayrılacağını duyurmuştu. Videoda Jurgen Klopp, artık yorulduğunu, enerjisinin bittiğini ve  sezon sonunda ayrılacağını açıkladı. Bu olay sadece Liverpool camiasını değil, en büyük rakibim dediği Pep Guardiola’yı da sarsmıştı. 


10 Marttaki Liverpool-Manchester City arasında oynanan maç, aksi bir durum olmazsa Guardiola-Klopp arasındaki son Premier Lig maçı olması sebebiyle bir LAST DANCE sıfatı taşıyordu.  Last Dance’e yakışır bir mücadele oldu. Son yıllara damga vuran rekabette Pep Guardiola kupa sayısı olarak üstün olsa da; Klopp için “Her zaman en büyük rakibim oldu” diyordu. İkili arasında bilinen son raund ise 10 Mart Pazar günü Liverpool’un evi Anfield'da oynandı. Ve ikili arasındaki son mücadelede galip çıkmadı ve karşılaşma 1-1 sona erdi.  

 


SON OLARAK PREMİER LİG

Premier Lig’de son yılların en büyük ver heyecanlı mücadelesi yaşanıyor. Liderlik bir kuzey tarafında, bir Londra ekibinde, bir mavi tarafta sürekli el değiştiriyor. Bu keyif veren mücadeleyi izleyen nesilden olarak kendi adıma söylemeliyim ki; ülkemizde olan futbol ikliminde sıkılan her futbol severin kafasını çevirmesi gereken bir yer İngiltere Premier Lig. Heyecanı, tutkusu, her karşılaşmada oyuna verdiği katkı, yaşattıkları rekabet sayesinde kaliteyi Everest tepesine kadar çıkaran menajerler ve daha fazlası. İşte Premier League buuu! 



Yorumlar

Popüler Yayınlar