ARIZA ADAM: ERİC CANTONA
“Futbol’daki en anın hangisi: En iyi anı mı? Geçirdiğim çokça güzel zaman var ama sanırım ben Crystal Palace’taki maçta o holigana attığım tekmeyi tercih ediyorum.” Futbol tarihinin en asi adımını sizlere anlatacağız bugün. Fransızlar için baş belası, İngilizler için ise tam tersi, hele Manchester Unitedlıların çok sevdiği, efsane dediği bir isim Eric Cantona.
1966 Mayıs’ında Fransa’nın Marsilya kentinde dünyaya gelen Cantona’nın büyüdüğündeki dışa yansıttığı o görüntüsü aslında çocukluğundan ileri gelir ki Marsilya sokaklarında büyürken ve suç örgütlerinin arasından sıyrılmayı başarır çocukluk yıllarında. Çocukluğundan beri sanata da ilgisi vardır Cantona’nın, o sokaklardan, kavgalardan eve dönünce resim yapar, sanat kitapları okurdu. Ama hayatının asıl kırılma noktası futbol ile tanışmasıyla oldu. Kariyeri boyunca aşırılığı ve oyun tarzıyla dünyanın en göze çarpan oyuncularından biri olmuştu.
Kariyerine 1983 yılında Fransa’nın küçük takımlarından biri
olan AJ Auxerre’de başladı. Auxerre forması altında sadece 13 maça çıkıp 2 gol
attı. Attığı iki golden çok Nantes karşısında rakibine yaptığı faul ile anıldı.
Fransa’da askerliğin mecburi olduğu zamanlardı ve Eric Cantona, 1984 yılında
Fransız ordusuna katıldı ve 12 ay futboldan uzak kaldı. Askerlikten dönünce,
1985-1986 sezonunda bir başka Fransız takımı Martigues’e transfer oldu ancak
burada da hiç oynayamadı. Ligdeki kariyeri pek parlak geçmeyen Cantona, Haziran
1988’de doğduğu şehrin takımı Marsilya'ya 2.3 milyon frank karşılığında
transfer oldu.
Marsilya’da henüz ilk zamanlarda bile Eric Cantona’nın asi
tarafı ortaya çıkmıştı. Takımının Moskova temsilcisi Torpedo ile oynadığı
dostluk maçında oyundan alınmasına sinirlenmiş, formasını yırtarak sahaya
fırlatmıştı. Hırçın tavırları yöneticileri harekete geçirdi ve Eric’in
sözleşmesi gözden geçirildi. TV kanalına çıkıp, Fransa milli takımı teknik
direktörü Henri Michel hakkında ileri geri konuşuyordu. Cantona’nın bu huysuzluklarına
daha fazla dayanamayan Marsilya yönetimi onu Fransız temsilcisi Bordeaux’ya
kiraladı. Burada sadece 11 maç oynayıp 6 gol attı. Sonra Montpellier’e
kiralandı ve belki de gerçek Cantona ortaya çıktı. Montpellier’de İyi bir sezon
geçiren ve takımına iyi bir katkı sağlayan Eric Cantona, takımını Fransa
Kupası’na kadar deyim yerindeyse tek başına taşımış, üstüne şampiyonluk sevinci
dahi yaşamıştı. Tabi ki sevinci kısa sürdü. Cantona, takım arkadaşını soyunma odasında
dövünce takımdan apar topar gönderildi. Marsilya zamanında da oyundan
alınmasına sinirlenip formayı yırtıp taraftara atmasını da katarsak Eric’in
sabıkası kabarıyordu.
Bir sonraki sezon eski takımı Marsilya'ya geri döndü
Cantona. Sakatlıklar yaşadığı bu sezon sadece 18 maç ve 8 gol ile yetindi. Sakatlığının
da vermiş olduğu zorluklar, kendisini birdenbire oyun dışında görmesine sebep
oldu. O sezon Marsilya şampiyon olmuştu, Cantona çok fazla destek olmasa da
Fransa’daki ilk lig şampiyonluğunu yaşamıştı. Marseille yönetimi Cantona’nın
daha fazla katkı veremeyeceğini düşünerek bir başka Fransız temsilcisi Nimes’e
1 milyon frank karşılığında gönderdi. Eric Cantona burada ilk kez sorumluluk
üstlendi. Kaptanlık pazu bandını koluna taktı ve burada belli bir düzen
içerinde bir süre idare etti. Sonra yine bir maç sırasında hakeme topu
fırlatınca disiplin kuruluna sevk edildi. Görünen o ki Eric Cantona içindeki
canavarı durduramıyordu. Fransa Disiplin kurulu da bu yönde karar vermişti.
Eric’in davranış bozukluklarını değerlendirmeye aldı. Ünlü futbolcuya bir ay
hak mahrumiyeti cezası verdi. Karar açıklandıktan sonra Cantona yine bu kez
federasyona saldıracak, disiplin kurulu yöneticilerine “salak ve beyinsiz”
diyecekti. Bir aylık ceza iki aya çıkmıştı. Nimes, Cantona’nın sözleşmesini tek
taraflı olarak feshetti. 6 ay kadar kulüpsüz kalan Cantona asıl macerasının
başlayacağından habersiz vaktini sanat ile geçirdi. Ardından Manş Denizi’nin
öte tarafından gelen teklife olumlu yanıt vermiş, Leeds Uniyted’ın yolunu
tutmuştu.
31 Ocak 1992’de katıldığı takımın Lig 1 şampiyonluğunu
kazanmasında büyük pay sahibi oldu. Ülkesinde çok da fazla sevgi bulamayan Eric’i
Leeds taraftarı bağrına basmıştı.
Adına şarkılar bestelendi, kendine has hareketleriyle Cantona
Elland Road’da adeta bir simge haline geldi. Oynadığı 28 karşılaşmada 9 gol
atan Eric Cantona’yı Premier Lig temsilcilerinin fark etmesi hiç de zor
olmayacaktı. Çok geçmeden de yeni bir yolculuğa daha yelken açtı.
Bu kez rotası yıllardır şampiyonluk hasreti çeken
Ferguson’un Manchester United’ıydı. Alex Ferguson bütün eleştirilere rağmen
Eric’i kadroda görmek istemişti. Yaşayacağı sorunlar kadar yapacağı olumlu
katkıyı da önceden sezmişti. Eric Cantona daha sonra vereceği bir röportajda
Unitedlılar için: “Onları ilk gördüğümde bu çocuklar Manchester’lı, bana
dokunduklarında, benimle konuştuklarında onları mutlu etmek ve bugüne kadar
gördükleri tüm futbolculardan farklı olduğumu göstermek istedim.” Öyle de yaptı
zaten. 1992-1993 sezonunun devre arasında sırtına kırmızı formayı geçirdi Eric Cantona.
Ligin ikinci yarısında da 9 gol attı o sezon. Ertesi sene Manchester United,
Şampiyonlar Ligi elemesinde Galatasaray ile eşleşti. Old Trafford’daki ilk
maçta Arif Erdem’in ‘Bütün Schmeichel’ların çıkaramayacağı bir top’la bulduğu
gole yanıt verse de mücadele 3-3 tamamlanmıştı. Ali Sami Yen’deki golsüz
rövanşta ise golü yoktu belki ama helalinden bir ‘kırmızı’sı vardı. Son
dakikada oyundan atılmış, üzerine bir de polisle ağız dalaşına girmişti. Adam
aksiyon seviyordu.
Manchester United’ın 26 yıl sonra şampiyon olmasında
Cantona’nın payı azınsanmayacak derecede büyüktü. Kariyeri boyunca
federasyonlardan ceza alan, kulüplerden gönderilen adam Manchester’da mükemmel
bir performans sergiliyordu. 1993, 1994, 1996 ve 1997 senelerinde takımıyla
şampiyon oldu. ManU için Cimbom sayesinde kötü başlayan o sezon şampiyonlukla
noktalanıyor, üstüne sonraki sezon da başarı tekrar ediliyordu. Cantona’da bu
başarılardan payını alıyor, Kırmızı Şeytanlar tarafından ‘Eric The King!’ diye
anılıyordu.
Cantona, yeri geliyor aşırı sert müdahalesinin ardından hiçbir
şey olmamış gibi ayağa kalkabiliyor, yeri geliyor kendisine yapılan
saygısızlıkların hesabını sorabiliyordu. Crystal Palace maçında da öyle
olmuştu. Tarih 21 Ocak 1995’i gösterirken ManU, Crystal Palace deplasmanında
galibiyet kovalıyordu. Selhurst Park’ı dolduran binlerce taraftar önünde David
May’in golü ile öne geçen Manchester United, golden 4 dakika sonra Cantona’nın
atılması ile 10 kişi kalmıştı. Sonrasında ise kırmızı kartı dahi ‘masum’ gösterecek
bir olay yaşandı. Oyundışı kalan Cantona, hakeme itiraz dahi etmeden, sessizce oyun
alanından çıktı. Çıkarken kendisine laf atan bir Palace taraftarı Matthew
Simmons ile önce ağız dalaşına girdi, sonra da kendini tutamadı; görevlileri
aştı ve Simmons’a uçan tekme attı. Bir anda tribünlerde arbede çıktı, diğer
taraftarlarda Cantona’ya saldırdı. Arbede esnasında Eric’i savunmaya takım
arkadaşları da tribüne çıktı, hatta onu arbededen dev cüssesiyle bilinen Peter Schmeichel
çıkardı. Olaydan sonra açıklanana göre Simmons Cantona’ya “Evine dön Fransız
köpeği” demişti. Eric ise ırkçılığa karşı sessiz kalamazdım diye savundu
kendini.
Futbol tarihine ‘Kung-Fu kick’ olarak geçen bu olaydan sonra
Eric Cantona, tam 9 ay boyunca futboldan uzak kaldı. 2 haftada da hapis cezası
aldı ancak ceza 120 saat kamu yararına hizmete dönüştürüldü.
Daily Mirror: Deli Adamın Sonu
Böyle adlandırmıştı İngiliz basını onu. Hatta Cantona’nın
acaba kişilik bozukluğumu var diye de sorgulanmıştı. İngiliz yorumculardan biri
yaşananları “İç güdüsel edanın getirmiş olduğu dürüst yargı süreci” diye
tanımlayıp ilginç bir değerlendirme yapıyordu. Hareket bütün dünyada olay
olmuştu.
Meşhur uçan tekme İngiliz basını tarafından “Kung-fu kick”
diye adlandırılmış ve bu olay spor tarihine simgesel bir hareket olarak
geçmişti. Kimilerine göre ise basın tarafından kışkırtılan Cantona’nın artık
iyice sabrı taşmıştı. Olaydan bir süre sonra Observer’ın muhabirlerinden Duleep
Allirajah, futbol hayatında yaşadığın en iyi an hangisi diye sorduğunda Cantona’nın
cevabı şöyle olmuştu: “En iyi anı mı? Geçirdiğim çokça güzel zaman var ama
sanırım ben Crystal Palace’taki maçta o holigana attığım tekmeyi tercih
ediyorum.”
9 ay sonra takımına ve futbola geri döndü. Kısa bir süre
sonra da eski günlerine dönüp adından söz ettirmeye devam etti. Sezonun ilk 8
maçında forma giyemese de geri kalan 30 maçta 14 gol-10 asistlik performansı
ile şampiyonluğu yeniden United’a getiriyordu. 1996-97 sezonunda takım kaptanı
Steve Bruce sakatlandı ama havaya kaldırmaları gereken bir şampiyonluk kupası
vardı. Cantona başından geçen olayı kısaca şöyle anlatıyor: “Steve’in yanına
gidip onu ayağa kaldırmak ve en ön sıraya kadar götürmek istedim. Çünkü kupayı
o kaldırmalıydı. O takımımızın kaptanıydı. Gelmeyi kabul etmedi ve ben daha
fazla ısrar etmeye başlayınca ‘Ben daha önce çok kupa kaldırdım şimdi sıra
sende’ dedi. Bu mükemmel bir duyguydu.” Eric Cantona artık Manchester United’ın
kaptanıydı.
Ertesi sene ise 11 gol 12 asist ile yine şampiyonlukta baş mimar oluyor, sezon sonu kameraların karşısına geçip futbolu bıraktığını şu sözlerle açıkladı: “13 yıldan beri futbol oynuyorum. Bu çok uzun bir zaman. Şimdi yapmak istediğim diğer şeyleri yapacağım. Ben hep kariyerimi en yüksek noktadayken bitirmeyi planladım ve görüyorum ki bugün kariyerimin doruk noktasına ulaşmış durumdayım. Son dört buçuk senemde en iyi şekilde futbol oynayıp, çok güzel zamanlar geçirdim. Menajerimle, antrenörüm ile personelle, futbolcularla, korumam Ned ile ve elbette tüm taraftarlarla harika bir ilişki kurdum. Diliyorum Manchester United gelecekte de büyük başarılara imza atacaktır. Bugün kendimi yarı İngiliz, yarı Fransız, yarı İrlandalı hissediyorum. Hoşça kalın!” Henüz 31 yaşındaydı, tüm şoktaydı. Haberi duyan İngiliz taraftarlar Old Tarafford’un dışında büyük bir kalabalık oluşturdular. Alex Ferguson kafaları allak bullak olan Manchester’lı tartaftarlara olayın doğruluğunu açıkladığında üzüntüsünden ağlayan bile vardı. Manchester United’ın o dönemi Başkanı Edwards, Eric’i kararından döndürmeye çalıştıysa da başarılı olamamıştı. Kariyerinde kulüp takımlarında 131 kez gol sevinci yaşayan Cantona, 45 kez giydiği Fransa Milli Takımı’nda ise 20 gol buluyordu.
Eric Cantona dönemi ansızın kapanıvermişti. Çalkantılı ve
başarılı futbol kariyerinin de yardımı ile futbolculuktan aktörlüğe terfi etti.
Sinema eleştirmenleri tarafından pek rağbet görmese de hayranları tarafından
çok sevildi. Eski futbolcu yeni sinemacı Cantona çevirdiği Apporto Moi Ton
Amour (Bana Aşkını Getir) isimli kısa filmle Fransız Kısa Film Festivali’nde en
iyi film ödülünü aldı.
Resim ve felsefe ile uğraşısını daha aktif olarak devam
ettirme fırsatı yakaladı. Cantona Fransız Plaj Futbolu Takımı’nın başına geçti.
Hem takımını yönetmeye hem de futbol oynamaya başladı. 2010’da Avrupa
sokaklarındaki gençlere “Paranızı bankalardan çekin” tavsiyesinde bulundu,
sistemi çökertmenin yolunun bu olduğunu düşünüyordu.
Ardında bıraktıklarıyla daha 31 yaşında efsane olma onuru
yaşayan nadir futbolculardan biri Eric Cantona. Kimine göre Avrupa futbolunun
gelmiş geçmiş en arıza çocuğu. Kimine göre yaratıcılığı ve zekâsı yüzünden en
tahammülsüzü. Bugün 55 yaşında. Futbolu bırakmasının üstünden 24 yıl geçse de
hala oyunu hafızalarda.
Yaşamına filmleri, resimleri, felsefe uğraşısıyla devam
ediyor. Provoke ediyor, ediliyor. Cantona her fırsatta
futbola olan özlemini ve tutkusunu dile getiriyor.
.jpg)




Yorumlar
Yorum Gönder