ANFİELD’DA 7 YIL
Jurgen Klopp, 16 Haziran 1967’de Stuttgart’ta dünyaya geldi. Babasının futbola olan merakı, Jurgen’i Frankfurt etrafında çeşitli amatör takımlarda futbol oynamaya itti. 1990’da Mainz ile ilk profesyonel sözleşmesini imzaladı. Futbol oynamaya yetersiz tekniği ve kabiliyeti, onu birinci Bundesliga’dan uzak tuttu. Jurgen Klopp, 1990 yılında uzun yıllar bünyesinde görev yapacağı Mainz 05 ile sözleşme imzaladı. Tarihte hiçbir Mainz oyuncusu ikinci ligde Klopp kadar bir kulübün formasını giymemişti. Klopp’un ilham kaynağım dediği teknik direktörü Wolfgang Krank, oyuncusu hakkında şu tespitlerde bulundu: “Aklında çok sayıda güzide fikir bulunmasına rağmen bunları hayata geçirecek futbol yeteneğinden yoksun olduğu için kimi zaman sahada kontrolünü kaybederdi.” Oyunculuk dönemlerinde menajerlerin çalışma tarzları ve taktiklerine özel bir ilgi beslemesinin yanı sıra, her hafta Köln’de futbol antrenörlüğü kursuna gitti. O günleri şöyle anlatıyor Klopp: “Her gece 5 saat uyur, sabahları depoya giderdim. Gündüz derse girer, akşam da antrenmana giderdim. Eve gelince de biraz vaktim kaldıysa onu oğlumla geçirirdim. O günler çok zordu. Ama bana hayatı öğretti.”
Yolculuğa Başlıyoruz: Mainz 05!
Düşme potasından bir türlü çıkamayan Mainz’in başına kim getirilecek sorularının etrafta dolandığı sıralarda yönetimin görüşeceği sıradaki isim; Eckhard Krautzun’du. Kulüp yönetimiyle görüşmeden evvel, Klopp’a telefon ederek takımın son durumu hakkında bilgi aldı. Tabi Klopp'ta Kratzun’un Mainz yönetim ile görüşeceğinden habersiz, takımda işleyen ve aksayan noktaları, sebepleri ve çare olarak düşündüğü planlar ile birlikte anlatmıştı. Ve içeriden aldığı bu bilgiler ile işi alan Krautzun, yönetime “klasik geri dörtlü” düzeninin nasıl işletilmesi gerektiğini bile izah etmişti. Ancak göreve getirilen Krautzun da Mainz’in kötü gidişatına engel olamadı. Kulüp yöneticisi Christian Heidel’in aklına oyuncu grubunun içerisinde bulunan 4-5 lider vasıflı oyuncudan yardım istemek geldi. Netice de onlar işleri bu hale getirmişlerdi, böyle düşünüyordu Heidel. Ardından da oynayamayacak kadar sakat olmasına karşın kampta bulunan Klopp’a bir telefon etmeye karar verdi. “Onun bir gün teknik direktörlüğe geçiş yapmak istediğini biliyordum” diyordu Heidel. Klopp’a teklifi yaptıktan sonra “Şaka ediyor olmalısın!” gibi bir yanıt almaktan da endişe ediyordu. Fakat Heidel teklifini sunduğu an, Klopp bir an tereddüt etmeden “Kabul” demişti. Tek bir şartla: oyuncu-teknik direktör olarak değil, sadece teknik direktör olmak istiyordu!
Klopp’un ilk takım toplantısına şahit olan Heidel, o anları şöyle anlatıyor: “O konuşmanın ardından bana krampon verselerdi ben bile sahaya çıkıp aslanlar gibi savaşırdım.” Antrenmanlarda Klopp, ilham kaynağı olan teknik direktörü Wolfgang Frank’ın prensiplerini uyguluyordu. Sonuçta; Mainz ligde kaldı, Klopp görevine devam etti ve kulüp ile resmi sözleşme imzalayarak teknik direktörlük ünvanını tescilledi. Klopp, kendisini kariyeri boyunca en çok etkileyen teknik direktörün kim sorusuna; Wolfgang Frank cevabını veriyor. “Onun idaresi altındayken meselenin özü, bir birey olarak ne derece iyi olduğumuz değil, bir takım olarak ne kadar iyi hale gelebildiğimizdi."
Borussia Dortmund Ve Anfield’a Geçiş
Jurgen Klopp, Rüya gibi yedi sezon geçirdiği Borussia Dortmund ile son sezonuna Signal Iduna Park’ta oynanan Alman Süper Kupa maçında; Bayern Münih’i 2-0 mağlup edip, kupayı kazanarak başlamıştı. Ancak sezonun devamı istediği gibi geçmedi, hem sakatlıklar hem de alınan mağlubiyetler Klopp’ta hayal kırıklığı yaratmıştı. Nitekim bu zorlu sezon, Klopp’un ayrılığı ile sonuçlanmıştı.
Liverpool cephesi ise daha karanlık günlerden geçiyordu. Yıllardır hasretle beklediği şampiyonluğa 2013-14 sezonunda çok yaklaşmışlardı. Luis Suarez, Steven Gerrard, Daniel Sturridgelı kırmızılılar rakiplerini bir bir geçiyor, taraftarlar iyiden iyiye umutlanıyordu. Sezon sonu yaklaşırken olmayacak bir şey oldu, kulüp tarihinde önemli yeri olan takım kaptanı Steven Gerrard’ın Chelsea karşısında yaptığı bir hata, kırmızılıları şampiyonluktan etmişti. Bu sezondan sonra önce Luis Suarez Barcelona’ya transfer oldu, sonraki sezon Steven Gerrard, 27 yıl formasını giydiği kulübüne veda etti. Kırmızılılar tamamen içine kapanmıştı. 2015-16 sezonu başladığı zaman Brendan Rodgers’tan beklediği verimi alamayan Liverpool yöneticileri İrlandalı teknik adam ile yollarını ayırma kararı aldı.
Borussia Dortmund’dan ayrılınca Jurgen Klopp, mola verip tatile çıkmıştı. O zamanlarda Klopp’a dair basında çıkan haberlerde ise bir sonraki durağının neresi olacağı yazıyordu. Söylentiler açık büfe gibiydi farklı lezzetler ve farklı lezzetler sunuyordu. Bundesliga ekipleri, Alman milli takımı, Bayern Münih ve en nihayetinde İngiltere Premier Lig. Haziranda Bundesliga’nın sona ermesiyle, Klopp’un ailesiyle birlikte çıktığı tatili menajerinden gelen bir telefon ile bölünecekti. Jurgen Klopp o günü şöyle anlatıyor: “Lizbon’da eşim ve iki oğlum ile birlikte oturuyorduk ve güzel zaman geçiriyorduk. Menajerim aradığında “Başımıza yine ne çıkaracak?” diye düşündüm. Sonra telefonu açtım, şunu dedi “Liverpool seni istiyor?” Ben de ses çıkarmadan kelimeyi tekrarladım. Çocukların tepkisi şu oldu: “Evet, işte bu, gidiyoruz!” dediler. Ben de çocuklara baktım ve şöyle dedim “Tanrım… Tamam, karar şimdiden verildi.” Bunlar henüz hiç pazarlık yapmadan yaşandı.”
9 Ekim 2015, Jurgen Klopp Liverpool’un yeni teknik direktörü. Düzenlenen basın toplantısında konuşan Klopp, kendini şöyle tanımladı: “Ben sıradan ve normal olanım.” Klopp, Liverpool’un başında olduğu için kendini şanslı hissettiğini de söylüyordu. “Anfield, kesinlikle futbol dünyasındaki en muazzam yerlerden bir tanesi ve artık ben de burada çalışıyorum.” Eski Alman futbolcu Karl Heinz Riedle, Klopp ve Liverpool birlikteliğine dair yorumu: “Birbirleriyle mükemmel bir şekilde uyuştular. Klopp tutkulu, duygusal futbolu, doğrudan ve yüksek tempolu bir oyun anlayışını savunuyor. Liverpool taraftarlarının görmek istediği futbol da tam olarak bu.” şeklindeydi. Tabi ki kolay olmayacaktı. İşe önce kendi ekibini kurmak ile başladı, Melwood’da kendi beyin takımını takımını inşaa etti. Pep Lijnders, John Achterberg’in yanı sıra; Sportif Direktörlük görevine Michael Edwards, Bayern Münih’ten transfer ettikleri Beslenme Uzmanı Mona Nemmer ve fitness antrenörü Andreas Kornmayer, birlikte yola çıktıkları arkadaşı Zeljko Buvac’ın yerine gelen yine Mainz’dan tanıdığı Peter Krawietz… Bunlar gibi bir çok ismi özenle kulübün bünyesine kazandırıp, zamanla sistemini inşaa etti.
Jurgen Klopp, ardından saha içi ile ilgilendi. Tottenham maçında çıktığı kadro dün gibi aklımızda! Kalede Mignolet, savunmada Sakho, Skrtel, Moreno, Clyne, orta sahada Lucas Leiva ve Emrecan, ileride Coutinho, Lallana, Milner, en uçtada Origi 11‘yle çıkmıştı. O günkü kadrodan bugüne sadece James Milner geldi. Klopp’un ilk sezonu tabi ki hiç olmadığı kadar zor geçti. İki ileri bir geri ile takımın bir türlü ritmi yakalayamaması ve takımın yarısının “hamstring” sakatlığından muzdarip olması Klopp hocanın canını sıkan bazı şeylerdi. 2016’nın Ocak ayı itibarıyla, tam olarak on futbolcusu hamstring sakatlığından muzdaripti. Boxing Day’a doğru evinde oynadığı Crystal Palace'a 2-1 mağlup olduğu maçta, Palace adına Scott Dann 82. dakikada ikinci golü kaydettiği sırada, bazı Liverpool taraftarları tribünleri terk etmişti.. O günü Jurgen Klopp şöyle anlatıyor: “Dönüp arkama baktığımda kendimi yapayalnız hissettim.” O gün bu sözleri konuşan Klopp, geçtiğimiz Haziran ayında Şampiyonlar Ligi’nin ve Premier Lig’in kaybedilmesine rağmen kendilerini alkışlayan taraftarına teşekkür ediyor.
2016-17 yazında yapılan transferlerle de takım başka bir yola girdi. Alman Hoca’nın Liverpool’da takıma yaptığı ilk hamleleri olan Southampton’dan Sadio Mane ve Newcastle’dan 10 numara Georginio Wijnaldum ile orta saha ve hücum hattına istediği takviyeleri yapmayı başardı. 2017’nın başlarında FA Cup mücadelesinde 18’lik Trent Alexander Arnold’u oyuna alarak genç oyunculara güven aşıladı. 2017 yazında Mohamed Salah, Andy Robertson; 2018’in Ocak ayında da tarihi bir bedelle Barcelona’ya transfer olan Coutinho’dan gelen gelen gelirle birlikte savunmada yaşanan problemlere çare olması adına 85 milyona transfer edilen Hollandalı Stoper Virgil van Dijk ile kadronun iskeletini yavaş yavaş kuruyordu Jurgen Klopp. Kırmızılar, 2017-18 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde başarılı yürüyüşlerini final ile taçlandırdılar. Ancak finalde bugün her futbol severin aklında kalan üç büyük an ile kupayı, o sezon arka arkaya 3. kez müzelerine götürecek olan Real Madrid’e kaybedeceklerdi. Final maçında, akıllarda kalan üç büyük anın ikisinde kaleci Loris Karius vardı. Şampiyonlar Ligi finalinde yaşananlar, bir kaleci transferini şart haline getirmişti. 2018-19 yaz transfer sezonunda da Roma’nın Brezilyalı kalecisi Alisson Becker, rekor bir bedelle transfer edildi. Böylelikle öncesinde 2019 Şampiyonlar Ligi, ardından Premier League’yi kazanacak kadro kurulmuş oldu.
Jurgen Klopp 2018-19 sezonunda, ilk yaptığı basın toplantısında söylediği ‘4-5 yıl içerisinde bir şampiyonluk kazanırız’ sözünü az kalsın gerçekleştiriyordu. Bu inanılmaz sezonun sonunda Klopp’un öğrencileri, Manchester City’nin bir puan gerisinde 97 puan ile ikinci olarak bitirmişti. Klopp ise ikinciliğe farklı bir gözle baktığını kendine has üslubuyla açıkladı: “Futbol tarihinde hatırlayabildiğim en büyük gelişim ‘sıçramasını’ gösterdik ve bunun bir ödülü olmalı.” Kırmızılar, aynı sezon Şampiyonlar Ligi finalini müzelerine götürürken hem bu kupayı 15 yıl sonra kazandılar hem de Jurgen Klopp kendi üzerine yapışan ‘finalleri kaybeden teknik direktör’ algısından kurtulmuş oldu.Maç sonun basının karşısına geçen Jurgen Klopp: “Daha iki gün evvel benim talihsizliğine akıl sır erdiremediğim kariyerim hakkında konuştuk. Ama dürüst olmak gerekirse, ben meseleye böyle bakmıyorum. Çünkü finale gelmek için kat edilen yolu da önemsiyorum.” Klopp’u rahatsız eden şeylerden biri de, birincilik herşeydi, ikincilik ise hiçbirşey. Bu Klopp’un tepki gösterip, kızdığı bir bakış açısı. Çünkü ikinci olan takım finale gelene kadar birçok takımı geride bırakıyordu. Yine de Jurgen Klopp, bu zaferin tadını çıkarmaktan da geri durmuyordu: “Büyük bir rahatlama hissi var içimde; kendim için değil, ailem açısından. Tatile gümüş madalya alarak çıktığım son altı seferde kendimi pek havalı ve karizmatik hissetmemiştim. Bu yıl işler değişti. Bu zaferi onlara armağan ediyorum.” Tottenham maçının ardından Klopp’un yardımcılarından Peter Krawietz, Alman spor web sitesi spox.com’a takımın gösterdiği gelişim ve kaliteyle alakalı açıklamalarda bulundu: “Top hakimiyetimizin kalitesini arttırdı. Şimdi, rakibin ağır baskısı altında olduğumuzda dahi ayakta kalmayı, üretken olmayı ve hücumlar geliştirmeyi başarıyoruz. Daima hazırlık pasları üzerinden oyun kurma noktasında birbirinden farklı varyasyonları uygulayabilecek kadar çeşitlilik yaratabiliyoruz.”
Liverpool, 2019-20 sezonunda nihayet muradına erecekti. 30 yıl aradan sonra Premier Lig Şampiyonluğunu kazanarak, rüya gibi bir sezon geçirdiler. O sezonun tek acı olayı ise tüm dünyayı etkisi altına alan Corona virüsü nedeniyle yakaşalık üç ay boyunca liglerin tatil edilmesiydi. Bu sebeple Liverpool, rakibine 25 puan fark attığı sezonda şampiyonluğunu Temmuz’un ortasında ilan etti.
Klopp’un mizacı belki de en ayırt edici özelliklerinden biridir. Maçlarda bağırması, jestleri, bir saniye hareketsiz durmaması, rahat spor kıyafetleri giymesi (takım elbise veya kravat yok) basın toplantılarında ‘normal’ konuşması ve 90 dakikalık oyunda ne olduğunu açıklaması gibi özellikleri vardır. Ayrıca teknik direktör ya da üniversite profesörü gibi de gözükmüyor.
Hiç kimse 1967’de Stuttgart’ta doğan bu Alman’ın otantik, asi, klasik, geleneksel olduğunu inkar edemez … Hatta bazıları ona ‘yaşlı’ diyor, ama o bunu umursamıyor. Başarılı olduğu sürece öyle kalacaktır!
Size bir soru: Jürgen Klopp’un oyunculuktan teknik direktörlüğe geçişi nasıl bu kadar zahmetsizce oldu? Benim cevabım buna yine kendi röportajından aldığım, kendi cümleleri olur. “Hayatta her nerede olursanız olun, orayı daha güzel hale getirmek. Varınızı yoğunuzu ortaya koymak. Sevmek, sevilmek ve kendinizi çok ciddiye almamak.” Klopp’un gösterdiği çalışkanlığı, azmi, hırsı; ona duyulan güvenle beraber bu sürecin kusursuzca inşa edilmesini sağladı.






Yorumlar
Yorum Gönder